Günümüzde durum

Günümüzde eşcinsellik ne bir hastalık ne de ahlaki bir yoksunluk olarak kabul edilmektedir. Toplumdaki bir azınlığın sevgiyi ve cinselliği ifade ediş tarzıdır. Gaylerin ve lezbiyenlerin, ruhsal olarak sağlıklı oluşu birçok araştırma ile belgelenmiştir.

Eşcinselliğin bir hastalık veya ahlaksızlık olduğu varsayımı, bu azınlığa dahil bireyler için kendini ifade etme, sevme ve insanlığa bağlılığın en derin formlarını acı çektirici bir suçlanma ve kendinden nefret etme yoluyla bu an bir duygusal, sevisel ve spiritüel hapishane yaratır.

Tıp ve psikoloji alanlarında eşcinsellik bir sapıklık ve ruhsal bozukluk olarak kabul edilmese de, toplumun genelinde eşcinselliğe hâlâ bir sapıklık olarak bakılmakta ve eşcinsel bireyler dışlanmaktadır. Özellikle geleneksel ve manevi değerleri kuvvetli olan toplumlar eşcinsellere “öteki” olarak bakmaktadır. Bu toplumlarda cinsel roller daha çocukluktan itibaren belirlenmekte ve heteroseksüel ilişkinin dışındaki ilişkiler onaylanmamaktadır.

Eşcinsellik değil homofobi hastalıktır!

Etiketler: , , , ,

EŞCİNSELLİK DEĞİL, HOMOFOBİ BİR HASTALIKTIR!
Günümüzde belki de en çok karşımıza çıkan kavramlardan,kişinin üçüncü seçeneğe bakış açısının ,ön yargısının ve hatta kendini kabullenemeyişinin tek sözcükle ifadesi olan homofobi hastalığı,Latince’de “eş, aynı, aynı bütün içinde” olan homo,Fransızca kökenli, “belirili durumlar karşısında gösterilen korku ve tepkiler” anlamına gelen fobi kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur.

Öncelikle içinde negatifi,önyargıyı ve kabullenemeyişi barındıran hiçbir kavramın doğru ve iyiyi temsil edemeyeceğini vurgulayarak homofobinin insanları; köşeleri önyargı ,nefret ,kabullenemeyiş ve insan haklarına itaatsizlikten oluşan ve radikal sınırlar çeken “haksız yargılar bütünü” olduğunu hatırlatmak gerekir.Eşcinselliğin doğaya aykırı olduğunu savunanlar,eşcinselliği bir yaşam şekli değil cinsel ilişkiler toplamı olarak görenler niçin aslında doğaya aykırı olanın kin,nefret ve önyargı
olduğunu görmezden geliyorlar?

Homofobinin bir varlık sorunu olarak günümüzde dünyanın istisnai yerleri haricinde hemen hemen her ülkesinde barınan ve maalesef insan özgüvenini,sosyalliğini ve insanın kendine olan inancını yıkabilecek bir riske sahip olarak karşımızda durmaktadır.

Peki Homofobi Hastalığı Nasıl Tedavi Edilebilir?

1.Anlama/Kavrama Süreci

Homofobik bakış açısını 3.kişilerle paylaşımlarınızda süpriz bir şekilde de öğrenebileceğiniz gibi,bunu doğrudan homofobi barındıran tavırlara maruz kalarak da görebilirsiniz.

Homofobik bir insan, eşcinselliği kabul etmeyen ya da eşcinselliğini! kabul etmeyen bir bireydir.Bunun için öncelikle kendini ya da üçüncü kişiler üzerinde reddettiği eşcinselliği kavraması gerekir.Bu süreç kişinin çevresine/yaşına/yaşam tarzına/inançlarına göre değişebilir.Ancak hatırlatmak gerekir ki kabullenme kavramaktan geçer.Ne olduğunuzu,nasıl hissettiğinizi ısrarla anlamamaya çalışmak size sadece zaman kaybettirir.

2.Alışma ve Özgüven

Eşcinselliği anlama ve sorgulayabilme döneminden sonra kişinin tercihine/bu tür tercihlere alışması ve toplum içinde özgüven kazanması/eşcinsellere güven ve saygı duyması süreci homofobinin yenilmesi açısından oldukça etkili bir unsurdur.

Kendini kabullenemeyen homofobik bir insan mısınız?

Aynada hergün kendinize söylemekten çekindiğiniz bir cümle var mı?

Konu eşcinselliğe ve eşcinsellere geldiğinde,maskeli bir heteroseksüel mi oluyorsunuz?

O zaman siz..
Homofobiksiniz..

3.Kabullenme

Homofobik birçok insanın unuttuğu ve daima kaçırdığı nokta ;eşcinselliğin bir tercih olduğu ve bu tercihin her insan tarafından heran yapılabileceği olasılığıdır.
Günümüzde eşcinsellik artık bir yaşam tarzı haline gelmiştir.Yasal evliliklerin yaygınlaşması,eşcinsel hukuku,sivil toplum örgütleri,politikada eşcinsellik,eşcinsel basın ve literatür gibi yüzlerce kolda gay ve lezbiyenler olarak ilerleme sağlamaktayız.Sayımız güngeçtikçe artmaktadır ve dileğimiz insanlık dışı bir yargı olan homofobinin de azalacağı yönündedir.

Son olarak siz homofobikler;

“Eşcinselim ancak kabullenemiyorum diyenler”;

Bu hayatın yalnızca senin olduğunu,
Gerçek sen yoksa,sahtesinin seni birgün mutlaka yarı yolda bırakacağını,

Seni sen olduğun için kabullenmeleri gerektiğini,
Dünyada milyonlarca gay ve lezbiyen olduğunu ve asla,
YALNIZ OLMADIĞINI

Hatırla !

“Eşcinselleri kabullenemiyorum” diyenler;

Eşcinselliğin seksten ibaret olmadığını,bir duygu-düşünce ve yaşam bütünü olduğunu,
Eşcinselliğin heran, her şekilde karşınıza eşinizin/dostunuzun/çocuklarınızın/torunlarınızın/anne/babanızın “eşcinselim” diye gelebilecek kadar doğal bir tercih olduğunu,
İyi ve kötünün dünyaya dağıldığını,kötü bir heteroseksüel olabileceği gibi mükemmel bir eşcinselin de varolabileceğini,
İnsanlara saygı çerçevesinde birlikte yaşadığımız bu dünyayı,yanlızca birbirimizi anlayarak güzelleştirebileceğimizi

Hatırlayalım

Son olarak;
Unutmayalım;
Eşcinsellik değil Homofobi bir hastalıktır ve tedavisi mümkündür.

Tedavisi; ANLAMAKTIR!

Türkiye’de eşcinsellik

Etiketler: ,

Eşcinsellik dünyanın farklı yerlerinde benzer yaygınlıkta görülürken, kimi toplumlarda bu kavram tümüyle yok sayılır. Bazı toplumlar diğerlerine göre daha kabul edicidir. Batılı gelişmiş ülkelerde oldukça iyi örgütlendikleri görülen eşcinseller bu sayede kendi haklarını koruyabilmekte, karşılaştıkları sorunlarla (izolasyon, iş bulma güçlüğü, eşcinsellere özel eğlence yerleri) daha kolay başa çıkabilmektedirler. Terapistler de bu tür organizasyonları hem eşcinsellerin hem de ailelerinin sorunlarının çözümünde destek amaçlı kullanmaktadırlar (Davies). Ayrıca bu ülkelerdeki eşcinseller kendilerine özgür cinsellik, daha sosyal bir hayat vs. gibi özelliklerin görüldüğü bir alt kültür oluşturmuşlardır.

Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında daha çok reddedici ülkeler grubuna yakın görünmektedir. Bu tür toplumlarda “cinsiyet rolleri” (gender roles) kesin sınırlarla ayrılmıştır ve kadınsı davranan erkeklere tepki vardır. Karşı cinse ait davranışlar göstermekle eşcinsellik eş tutulur. Hatta maço kültürlerde “aktif” rolde cinsel ilişki çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi görülür ve “pasif” roldekiler eşcinsel olarak nitelenir. Birçok eşcinsel, ülkemizde hala çok önemsenen evlilik, çocuk sahibi olmak, din ve ahlaki değerlerin baskısı altında ciddi içsel çatışmalar ve sosyal baskılarla karşılaşmakta ve kişi kendisini eşcinsel olarak nitelemekte bile güçlük çekmekte, diğer bir deyişle “kendini bulma” süreci çok daha zor ve uzun olmakta ve homofobik özelliklerin yerleşimi kaçınılmaz olmaktadır. Daha önce sözü geçen, batılı ülkelerdeki eşcinsel destek kuruluşlarından yoksun olan bu grup daha sıkıntılı ve depresif, yer altında kalmış bir alt kültürü yaşamaya mahkum kalmaktadır.

Türkiye’de mevcut tüm kanunlarda eşcinsellik yönünden bir düzenleme bulunmamaktadır. Aşağıda belirtilen haller dışında iki ve/veya daha fazla kimsenin cinsel ilişkide bulunmaları heteroseksüel ya da eşcinsel farketmeksizin kanuni düzenlemeler yönünden suç teşkil etmemektedir:

  • Türk Ceza Kanunu
    • 18 yaşını doldurmayanlarla (anal veya vajinal) cinsel ilişkide bulunmak
    • Irza tasaddi konumunda kalsalar dahi 15 yaşından küçüklerle yapılan her türlü cinsel temas (oral seks, sürtünme vb.)
    • Umuma açık yerlerde ve başkalarının da görebileceği şekilde uygunsuz davranış ve ilişkilerde bulunmak
  • Türk Medeni Kanunu
    • Eşcinsellik boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Eşcinsel olan eşin sırf bu gerekçeyle evlilik içerisinde kusurlu sayılması kabul edilmiştir.
  • Askerlik Kanunu
    • Eşcinsel olmak askerlik yapmaya engeldir.
    • Kişinin askerlik görevini ifa ederken askeri ortamda ilişkide bulunulması halinde “emre itaatsizlikte ısrar” suçu; eğer kendinden alt rütbede olan biriyle ilişki kurmuş ise “memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma” suçu işlemiş sayılmaktadır.