Sağlık
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Enfekte (hastalik yapıcı mikroorganizma içeren) genital organların ağız, anüs ya da birbirleriyle koruyucu bariyerler olmaksızın teması sonucu gelişen bir grup bulaşıcı ve mikrobik hastalıktır.
Bu şekilde bulaşabilen 30′ dan fazla virüs, bakteri ve parazit çeşidi; 50′den fazla hastalık vardır. Bu hastalıklardan en sık rastlanılanları:
Hepatit
Bel soğukluğu (Gonore)
Frengi (Sifiliz)
Klamidyoz
Nasıl Bulaşır?
Bulaşım yolları arasında korunmasız cinsel ilişki, kan ve kan ürünlerinin kontrolsüz nakli, steril (mikroplardan arındırılmış) olmayan şırınga ve iğneler, kesici ve delici aletler sayılabilir. Ama başlıca bulaşım yolu korunmasız cinsel ilişki olduğundan;Birden fazla cinsel eşe (partnere) sahip olmak, Cinsel eşin birden fazla partnere sahip olması, seks işçileriyle ya da müşterilerileriyle cinsel ilişkiye girmek, sık sık cinsel eş değiştirmek, CYBH belirtisi olanlarla cinsel ilişkiyi sürdürmek, CYBH’ların artmasında ve bulaşmasında en önemli nedenlerdendir.
Hastalığa Yakalanınca Ne Olur?
Cinsel Yolla Bulasan Hastaliklar, tüm dünyada en önemli halk sağlığı sorunlarındandır.
Çünkü sık görülmelerinin yanında, erken tanı koyularak tedavi edilmediklerinde ek sağlık sorunlarına sebep olmaktadırlar.
Kadın veya erkekte kısırlık, düşük, dış gebelik, Genital organ kanserleri, Ölüm, cinsel yolla bulaşan hastalıkların olası sonuçlarındandır. Enfekte hamile kadınların, doğum öncesi veya doğum sonrası yakın dönemde, bebekleri de risk altındadır.
Bu hastalıklar, cinsel eşlerden sadece birinin problemi değildir. Korunmasız cinsel ilişki hastalığın sağlam eşe de bulaşmasına neden olur.
CYBH sahiplerinin HIV (AIDS virüsü) ile enfekte olma ihtimali daha yüksektir. Bu gibi hastalığı olanların cinsel organlarındaki savunma hücrelerinin ürettiği bazı hormonlar HIV’in vücuda girmesini kolaylaştırmaktadır.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarda Belirtiler Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bazen belirti yoktur ya da kişiyi rahatsız etmeyecek kadar hafif belirtiler olabilir. Özellikle kadınlarda bazen hiç belirti görülmez. Ancak, tedavi edilmediği sürece, belirtisiz enfeksiyonu olanlar, bilmeden hastalığı başkalarına bulaştırırlar.
Cinsel temastan sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka süresi) hastalıktan hastalığa farklıdır. Bu süre günler (bel soğukluğu), haftalar (klamidyoz, hepatit B), aylar (frengi) ya da yıllar (AIDS) olabilir.
Yani ilişkiye girilecek kişinin hasta olup olmadığını karşıdan bakarak anlamak mümkün değil. Riske edilenler düşünülürse cinsel ilişki sırasında korunmak en akılcı yoldur.
Bu hastalıklara yakalanıldığında görülebilecek belirtiler arasında ise;
Cinsel organlardan akıntı veya cerahat gelmesi: (Kadınlarda; vaginadaki normalden fazla, su veya süt gibi, sarı veya yeşil renkteki kötü kokulu akıntılar anlamlı olabilir.) Cinsel ilişki sonrası kanama, İdrar yaparken yanma, sızı, sık sık az miktarda idrara çıkma ,cinsel organ ve cevresinde kaşıntı, Peniste, vaginada, kabarcık, yara, siğil ve kızartı, Kasık lenf bezlerinde şişlik, Testislerden bir veya ikisinde birden ağrı, Karın ağrısı sayılabilir.
Bu belirtiler cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından bize fikir verebilirse de, hastalıkların tanısı sadece hekim tarafından, çoğu zaman labaratuar testleri yapılarak konabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtilerinden kuşkulandığında bir hekime başvurulması gerekir. Muayene ve olası tedavi, cinsel eşler için de şarttır.
Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmak ise çok yanlış bir davranıştır, kötü sonuçlara yol açabilir.
Özetlemek gerekirse;Cinsel ilişkide kondom kullanmak bizi bu hastalıklardan büyük ölçüde koruyacaktır. Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayalım. Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabilir. Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım. Bize nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını öğrenmeye çalışalım.
Başkalarının kullandığı şırınga ve iğne yerine, disposable (bir defa kullanılıp atılan) şırınga ve iğne kullanılmasına dikkat edelim.
Bu hastalıklara yakalandığımız taktirde en mantıklı davranış, sorunla yüzleşmek ve tedavi olmaktan kaçınmamaktır.
Bu bölümün hazırlanmasındaki yardımlarından dolayı LeGaTo Ege Üniversitesi Öğrencilerine teşekkür ediyoruz.
Hepatit
Viral hepatit; virüslerin yol açtığı karaciğer iltihabıdır. Virüsler vücuda kan ya da ağız yolu ile girerek karaciğere yerleşir. Çoğalarak karaciğer hücrelerini hasara uğratır ve karaciğerin işlevlerini bozar. Bugüne kadar hastalık yapan beş tane hepatit virüsü saptanmıştır. Bunlar A, B, C, D ve E tipi hepatit virüsleridir.
Bütün dünyada oldukça yaygın bir hastalık grubu olan viral hepatitler halkımızın “sarılık” olarak bildiği hastalıktır. Oysa ki sarılık demek viral hepatit demek değildir. Sarılık (ikter), viral hepatitlerin yalnızca bir bulgusudur.
Sarılık Nedir?
Karaciğer, kan hücrelerinin yıkımıyla oluşan bilüribin denilen maddenin işlenmesinde hayat boyu çalışan bir organdır. Karaciğer hücrelerinde oluşacak hasar sonucunda bilüribin dengesi bozulur ve bu maddenin miktarı normal sınırların üzerine çıkar. Bilüribin, metabolize edilemez ve vücutta birikirse, deride sarımsı bir renge yani sarılığa yol açar. Hepatit hastalarının çoğu bu hastalığı sarılık olmadan geçirirler.
Belirtileri:
Aşırı halsizlik
Çabuk yorulma
Bulantı, kusma
Çay rengi idrar
Belirsiz eklem, kas ağrıları
Karın ağrısı, baş ağrısı
Sarılık (nadiren görülmektedir, bazen gözakları, bazen de tüm vücut sararacak şekildedir)
A ve E tipi Hepatitler
A ve E tipi viral hepatitler halkımızın “Bulaşıcı Sarılık” olarak bildiği hastalıklardır. Hepatit A mikrop alındıktan sonra değişen sürelerde (3 aya kadar uzayabilir) hastalık ortaya çıkar. İlk başta gribal bir enfeksiyona benzer. Aşırı halsizlik, ateş , bulantı, kusma görülür. Çoğunlukla böyle geçer (%90-95). Sarılık pek sık görülmez. Ancak bazı hastalarda durum kötüleşir. Karaciğerdeki iltihaplanma ileri boyutlara ulaşır. Sarılık artar. Karaciğer hasarı oluşur. Çok düşük olasılıkla karaciğer kanserine ve karaciğer yetmezliğine döner. Ancak Hepatit A’ da bu oran çok düşüktür (%1-2). İlerleyen vakalarda tedavi bazı ilaçlarla yapılmaya çalışılır.
Bulaşıcı sarılık; koşulları kötü olan toplumlarda sık rastlanan bir hastalıktır. Bulaşıcı sarılığa neden olan A ve E tipi hepatit virüsleri hastaların dışkılarında bulunurlar. Dışkıların bulaştığı su ve yiyeceklerle ya da yakın temas yolu ile geçerler. Kan yolu ile temas sonucu bulaşma yok denecek kadar azdır.
Gelişmemiş ülkelerde, toplu yaşanılan yerlerde (ev, kreş, anaokulu, kışla gibi) salgınlara neden olur. Ülkemizde toplumun büyük bir kısmı (%95) çocukken bu hastalığı geçirir ve ömür boyu bağışık kalır.
A ve E Tipi Hepatitlerin Tedavisi ve Korunma
Bulaşıcı sarılığın en iyi tedavisi istirahat, dengeli ve yeterli beslenmedir. Büyük oranda dışkı ve ağız yolu ile bulaşır. Bu yol ile bulaşmanın önlenmesi bir alt yapı sorunudur. Kişisel korunmada ise, temizlik kurallarına dikkat edilmelidir. En etkili kişisel korunma, hasta kişilerin sağlıklı kişilerle temasının denetlenmesidir. Hasta normal yaşam ortamından uzaklaştırılmamalıdır ancak hastaya ait eşyaların kullanılmaması gerekir. Hasta kişiler başkalarına kesinlikle yiyecek hazırlamamalıdır. Kullanılan mutfak eşyası, elbise, çarşaf gibi eşyaların sabun ve sıcak su ile yıkanması yeterlidir. Salgın durumunda içme suları kaynatılmalıdır. Herkes yemekten önce ve sonra ellerini sabun ve suyla yıkamalıdır.Bulaşıcı sarılık aşısı, gerekli kişilere uygun doz ve tekrarlarla yapılırsa uzun süreli koruma sağlar.
B,C,D Tipi Viral Hepatitler
B, C, D tipi viral hepatitler halkımızın, “gizli sarılık” ya da “kara sarılık” olarak bildiği hastalıklardır.
Gizli sarılık geçiren kişilerin bir kısmında siroz ve karaciğer kanseri gelişir.
Gizli sarılık mikrobunu alan kişilerin bir kısmı bu mikrobu vücutlarında taşırlar ve başkalarına bulaştırırlar. Bu kişilere “taşıyıcı” denir. Taşıyıcı olmak dahi ilerde siroz ve karaciğer kanseri gelişmesi için yeterli olabilir. Üstelik taşıyıcı kişilerin virüsü başka kişilere de bulaştırması toplumun geleceği açısından büyük bir sorun oluşturmaktadır. Dünyada 300 milyon kişi; Türkiye’de 5 milyon kişi Hepatit B virüsü taşıyıcısıdır. Her 3 kişiden birisi Hepatit B virüsü ile temas etmiştir.
Bulaşma Yolları
Kan teması (kan nakli,ortak enjektör kullanımı direkt temas vs)
Cinsel ilişki
Anneden bebeğe
Hepatit B
Aynı adlı virüsle oluşur. İkinci sıklıkla görülür. Ancak tehlikesi Hepatit A’ dan daha fazladır. Bulaşması cinsel temas, kan ve kan ürünleri ile olur. Korunmasız cinsel ilişki, sık partner değiştirme yayılmasında önemlidir. Uyuşturucu bağımlılarında da yaygındır. Her türlü vücut salgısında (kan, meni, idrar, ter, tükürük) bulunur. Ancak her temasta bulaşım olmaz. Bulaşım olması için deri yüzeyinde çatlak, kesi gibi bir açıklık olması gerekmektedir. Ancak ağız içi, anüs, idrar yolları gibi dokular da bulaşıma açıktır. Yine de her bulaşımla hastalık geçmez. Vücudun kendi savunma mekanizmaları önleyicidir.
Hastalık, mikrop alındıktan sonra değişen sürelerde (15 gün-3 ay) ortaya çıkar. Gribal enfeksiyon gibi başlar, kısa sürede tarz değiştirir. Vücutta lekeler olabilir. Aşırı halsizlik, yorgunluk, bulantı, kusma görülür. Sarılık sıklıkla ortaya çıkar. Karaciğer; büyüyebilir ve fonksiyonlarını yerine getiremez. Büyüme sonucunda karın içindeki yapılar, damarlar sıkışır. Hastalık, vücudun savunma sistemleri ile kontrol altına alınabilir ve çok yüksek oranda (%90) kendiliğinden iyileşir.
Ancak savunma mekanizmalarının yetersiz kalmasıyla beraber karaciğerdeki hasar artar. Hasta bu dönemde tedaviye ihtiyaç duyabilir. İlerleyen hastalarda karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri gelişme riski yüksektir. Asıl korkutan da budur. Karaciğer yetmezliği (siroz) ilerleyici bir hastalıktır. Hasta ve yakınlarına ciddi yükler getirir. Öldürücüdür. Tedavisi oldukça pahalı bir ilaç gurubuyla yapılabilir. Üstelik bu tedavi garantili değildir.
B, C, D Tipi Hepatitlerin Tedavisi ve Korunma Yolları
Gizli sarılıkta ani başlayan hastalıkta en iyi tedavi, istirahat, dengeli ve yeterli beslenmedir. Günümüzde eski yanlış inançların aksine, bir çok değişik ilaçlarla sarılığın tedavisi en azından bir kısım hasta için mümkün olabilmektedir. B, C, D Tipi Hepatitlerin tedavisi ve aşısı vardır.
Gizli sarılıkta başlıca bulaşma kan yolu ile olduğundan; kan yolu ile bulaşmaya yönelik önlemler alınmalıdır. Bunun için kan bankalarında, hastane ve Kızılay’da virüs taramaları yapılmaktadır. Ortak iğne ya da enjektör kullanımından kaçınılmalıdır. Ayrıca her şüpheli cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalıdır. Ailede sarılık geçiren kimseler ya da risk altındaki kişiler hekimlere başvurarak korunma konusunda danışmanlık alabilirler.
Risk Grupları
Sağlık personeli
Korunmasız (prezervatif kullanmadan) cinsel ilişkide bulunanlar
Gizli sarılık mikrobu taşıyan kişilerin aile fertleri
Sarılık virüsü taşıyan ya da hamileliğinde gizli sarılık geçiren annelerin bebekleri
Sarılık mikrobu taşıyan kişinin cinsel eşi
İnsan kanı ve sıvıları ile temas eden güvenlik personeli ve askerler
Makineye giren böbrek hastaları
Sık kan verilen kan hastaları
Damar içi uyuşturucu kullananlar
Bel Soğukluğu (Gonore)
Neisseria gonorrhoeae ya da Gonokok olarak adlandırılan bakterinin (mikrop) neden olduğu gonore en sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. İdrar yolları, rahim boynu (serviks), rektum (kalın bağırsağın son bölümü), boğaz ya da göz (konjonktiva) mukozalarını etkiler; deri ve eklemleri de tutabilir; kadınlarda kısırlığa neden olabilir. Halk arasında belsoğukluğu hastalığı olarak da bilinmektedir. Tedavi edilmez ise özellikle kadınlarda önemli sağlık sorunlarına neden olur.
Gonorenin yaygınlığı nedir ?
Gonore en sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. 1995 yılı Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) tahminlerine göre her yıl yaklaşık 62 milyon kişi hastalığa yakalanmaktadır.
Gonorenin belirtileri nedir ?
Kadın hastaların % 80′inde herhangi bir belirti vermez. Belirti vermeyen kişilerin çoğu tedaviden yoksun kalırlar ve hastalığı bilmeden sağlam cinsel eşlerine de bulaştırırlar. Belirti veren kadınlarda, vajinadan yeşil veya sarı renkte fena kokulu akıntı olabilir. İdrar yaparken yanma ve ağrı vardır, sık sık ve az miktarda idrara çıkılır. İki adet arasında kanama şikayeti olabilir.
Erkeklerin çoğunda belirti vardır. Hastalık belirtileri mikrobun bulaşmasından 2-6 gün sonra (kuluçka süresi), penisin ucundaki üretra (dış idrar yolu) ağzından sarı yeşilimsi cerahat akar. İdrar yaparken yanma ve ağrı vardır, sık sık ve az miktarda idrara çıkılır.
Enfekte kişi ile yapılan anal seksin; rektumda akıntı, ağrı, kızarıklık gibi yakınmalar ortaya çıkaran rektum gonoresini oluşturması mümkündür. Oral seks ise boğazda gonore enfeksiyonu geliştirebilir. Ayrıca salgıların göze bulaşması konjonktivite neden olur.
Gonore gebe kadından bebeğine bulaşır mı?
Tedavi görmemiş gonoreli hamile kadın, doğum esnasında mikrobu bebeğine de bulaştırabilir. Mikrop yenidoğan bebekte göz iltihabına neden olur. Bebekteki bu göz iltihabı tedavi edilmez ise hastalık körlüğe neden olabilir.
Gonorenin kadın sağlığını olumsuz etkiler mi?
Gonore, zamanında ya da etkisiz ve tam tedavi edilmediğinde kadında önemli sağlık sorunlarına neden olur. Yumurta kanallarının iltihaplanması sonucu kısırlık, dış gebelik gelişebilir. Karnın alt kısmında kronik (süregen) ağrı şikayeti olabilir.
Gonore erkekte de kısırlığa neden olabilir mi?
Erkek hasta tedavi edilmediğinde meni yollarında iltihap ve bunun sonunda da kısırlık ortaya çıkabilir.
Gonorenin tanısı basit midir ?
Gonorenin tanısı çok basittir. Penis ucundaki veya vajinadaki akıntıdan alıncak bir örnek mikroskop altında incelenerek gonore olup olmadığı basit olarak söylenebilir. Hastalığın tanısı doktor tarafından konulmalıdır.
Gonorenin tedavisi var mıdır?
Gonore antibiyotiklerle kolayca tedavi edilebilen bir hastalıktır. Mikrop, bilinçsiz ve recetesiz antibiyotik kullanımına bağlı olarak bazı antibiyotiklere karşı direnç kazanmıştır. Bu nedenle doktor recetesi dışında antibiyotik kullanımından sakınılmalıdır. Cinsel eşin de muayenesi ve gerekirse tedavisi gerekmektedir. Gonore vakaları ve cinsel eşleri, hastalık tam tedavi oluncaya kadar cinsel ilişkiden kaçınmalıdır.
Gonoreden nasıl korunulur ?
Cinsel ilişkide kondom kullanın. Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını, Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini, Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabileceğini unutmayın.
Frengi (Sifiliz)
Frengi, Treponema pallidum adı verilen bir bakterinin (mikrop) neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde, bu bakteri zaman içerisinde vücuda yayılarak birçok organda hasara neden olur.
Frenginin yaygınlığı nedir ?
Frengi en sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. 1995 yılı Dünya Sağlık Teşkilatı tahminlerine göre her yıl yaklaşık 12 milyon kişi hastalığa yakalanmaktadır.
Frenginin ilk belirtileri ne zaman ortaya çıkar ?
Hastalık; penis, vajina, anüs ya da ağız yolu ile bulaşır. Mikrobun sağlam kişiye bulaşmasından sonra ilk belirtiler 10 gün ile 3 ay içerisinde ortaya çıkar. Hastalıkta bir veya daha fazla sayıda, üstü açık, bir santimetre boyutlarında, sert, ağrısız “şankır” adı verilen yaralar oluşur. Bu yaralar, genelde bakterinin ilk bulaştığı cinsel organlar etrafında oluşur. Mikrop daha sonra kan yolu ile bütün vücuda yayılır. Kasık ve boyun lenf bezleri şişebilir.
Frengi şankırı ne zaman ortadan kalkar ?
İster tedavi edilsin ister edilmesin frengi şankırı birkaç hafta içerisinde kendiliğinden kaybolur. Tedavi görmeden yaraların iyileşmesi hastalığın iyileşmesi anlamına gelmez. Bu devrede tedavi edilmeyen hastalarda hastalık ilerler.
Frengi, şankır döneminde tedavi edilmez ise ne olur ?
Hastalık şankır döneminde tedavi edilmez ise, yaraların ortaya çıkışından itibaren 3-6 hafta içerisinde, ellerde, ayaklarda ve vücudun diğer kısımlarında kırmızılıklar (döküntüler) oluşur. Bu kırmızılıkların olduğu bölgelerde de bakteri bulunmaktadır. Bakteri, fiziksel temas sonucu, bu bölgelerdeki yara, sıyrık gibi kısımlardan sağlam kişiye bulaşabilir. Döküntüler genellikle birkaç hafta ya da ay sonra kendiliğinden ortadan kalkar. Döküntüleri ile birlikte; hafif ateş, yorgunluk, baş ağrısı, boğaz ağrısı gibi belirtiler de bulunabilir. Tedavi edilmeyen vakalarda dahi, bu belitiler kendiliğinden kaybolabilir. Frenginin ikinci dönemi olarak bilinen bu dönem 1-2 yıl devam edebilir.
Frengi, döküntü döneminde de tedavi edilmez ise ne olur ?
Gerek birinci, gerekse ikinci dönemde tedavi edilmeyen frengi vakalarının üçte birinde, hastalık uzunca bir süre sessiz kaldıktan sonra daha ileri bir döneme gider. Bakteri kalp, gözler, beyin, sinir sistemi, kemikler, eklemler başta olmak üzere vücudun birçok yerinde hasarlara neden olur. Bunun sonucu ruhsal bozukluklar, körlük, felçler ve ölüm meydana gelir.
Frengi gebe kadından bebeğine bulaşır mı?
Tedavi edilmeyen frengili gebe kadından, bakteri hamilelik esnasında bebeğe bulaşabilir. Bulaşım riski % 70 dolayındadır. Bu gebelerin ise yaklaşık % 25′i, ölü doğum ya da erken dönem bebek ölümü nedeni ile çocuklarını kaybederler.
Frengi kan nakli ile de geçer mi?
Hastalık mikrobu kanda da bulunduğundan kan donörlerinde frengi testi yapılır. Test sonucu hastalık bulunduğu anlaşılırsa kan başkalarına verilmez. Kontrolsüz kan nakli ile hastalık sağlam kişiye bulaşabilir.
Frengi tanısı basit midir ?
Frenginin ilk belirtileri diğer bazı hastalıklarda da bulunabilir. Bu nedenle hastalık tanısı sadece doktor tarafından konulabilir. Doktor yaralardan alacağı örnekte mikroskop altında bakteriyi görebilir. Bunun yanında tanı koymaya yardımcı kan testleri de vardır. Ancak, ilk 3 ay testlerin yalancı negatif sonuç (mikrobu taşıdığı halde negatif sonuç çıkması) verebileceği de akılda tutulmalıdır.
Frenginin tedavisi var mıdır?
Frengi genellikle penisilin tedavisi ile kolayca iyileşir. Penisilin dozu ve uygulama şekli doktor tarafından belirleneceğinden, cinsel organları etrafında frengi şankırı olanlar kendi kendilerine ilaç kullanmamalıdır. Tedavinin başlangıcından genellikle 24 saat sonra bulaştırıcılık kaybolur.
Daha önce frengi geçirmiş, ya da o anda şankır belirtileri olan bir kişi iseniz kan bağışında bulunmayın. Sağlık personelini bu konuda uyarın.
Frengiden nasıl korunulur ?
Cinsel ilişkide kondom kullanın. Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını, Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini, Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabileceğini unutmayın.
Klamidyoz
Chlamydia trachomatis adı verilen bakterinin (mikrobun) neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Bu bakteri insan vücudunda gözkapağının içindeki, idrar yolu, dölyatağı, ve dölyatağı borularındaki mukoza adı verilen dış tabakayı hedef alır. Ayrıca rektum ve boğaz mukozasına da yerleşebilir.Klamidya enfeksiyonları tedavi edilmediği zaman önemli sonuçlar doğurabilir. Ciddi sorunlar ortaya çıkıncaya kadar belirti vermemesi, hastalığın erken tanı ve teşhisinin önemini bir kat daha arttırmaktadır.
Klamidyozun yaygınlığı nedir ?
Dünya Sağlık Teşkilatı 1995 yılı tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 89 milyon kişi bu hastalığa yakalanmaktadır. Sosyo ekonomik yapısı zayıf toplumlarda ve gençler de daha sık görülür.
Klamidyozun belirtileri nedir ?
Sağlam kişinin mikrop ile teması sonrası 1-3 hafta sonra belirtiler ortaya çıkar.
Erkeklerde Klamidya:
Genellikle sabahları peniste bir damla şeffaf akıntı ile kendini belli eder. İdrar yaparken ağrı ve yanma duygusu olabilir. “Nonspesifik uretrit” veya “nongonokoksik uretrit” adı da verilen penis enfeksiyonuna veya ağrılı ve şişmiş testislere (epididimit) yol açabilir. Belirtileri bel soğukluğu belirtilerine çok benzediği için sıklıkla bu hastalıkla karıştırılır. Ancak bel soğukluğu tedavisine rağmen belirtiler de azalma olmuyorsa klamidyoz düşünülür.
Belirtileri:
Ağrılı idrar yapma
İdrar yaparken yanma hissi
Penisten akıntı
İdrar yolunun penise açıldığı yer kızarıklık ve şişlik
Bazı hastalarda hiç belirti vermeyebilir. Bu yüzden çoğu zaman nereden alındığı da belli olmaz.Tanı Penisten gelen akıntının laboratuvarda mikroskobik incelemesi veya kültür yapılması ile konulur.Tedavi edilmediği takdirde sperm yollarında iltihap ve tıkanma oluşturarak kısırlığa neden olabilir.Korunmak için en iyi yol cinsel ilişkide kondom kullanılması ve tek eşli bir cinsel yaşamdır.
Kadınlarda Klamidya:
Kadınların büyük bir bölümünde belirti vermez veya:
İdrar yaparken ağrı ve yanma hissi
Vaginal akıntı
Karın ağrısı
Ağrılı cinsel ilişki gibi belirtiler verebilir.
Tanı vaginal akıntının laboratuvarda mikroskobik incelemesi veya kültür yapılması ile konulur. Ayrıca enzim immun assay (EİA) ve polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) gibi testlerle antijen araştırması yapılabilir.Tedavi edilmediği takdirde pelvik inflamatuvar hastalığa (PIH/PID), dölyatağı borusunun iltihap ve tıkanıklıklarına bağlı olarak kısırlığa, yine bu boruların tıkanmasına bağlı olarak dış gebeliğe ve sonucunda ölümlere yol açabilir.
Klamidyoz gebe kadından bebeğine bulaşır mı?
Klamidyoz doğum sırasında anneden bebeğine bulaşabilir. Bebekte göz iltihabına, pnömoni’ye (zatürre) neden olabilir.
Klamidyozun tedavisi var mıdır?
Antibiyotik tedavisi ile sonuç genellikle yüz güldürücüdür. Doktor recetesi dışında antibiyotik kullanımından sakınılmalıdır. Ancak tedavideki temel prensip cinsel eşlerin birlikte tedavi edilmesidir. Hastalık bulaştıktan sonra tedavi tam anlamıyla tamamlanıncaya dek bulaştırıcılık sürmektedir.
Klamidyozdan nasıl korunulur ?
Cinsel ilişkide kondom kullanın. Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını, Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini, Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabileceğini unutmayın.


