Can Dündar’dan

Etiketler:

“OÄŸlumuz Ahmet’le, oÄŸlumuz Mehmet’in nikah töreninde sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız. İmza: Babası filanca - Babası fiÅŸmanca…”
Bir gün böyle bir davetiye alsanız şaşırırsınız değil mi?
EÅŸcinsel evlilikleri bütün dünya için ÅŸaşırtıcı bir geliÅŸme… ancak daha da ÅŸaşırtıcı olan, bu fantezinin sonunda dünyanın başını belaya sokmuÅŸ olması…
“Ahmet’le Mehmet’in evlenme ihtimali” Amerikalıları öyle ürküttü ki, “Zinhar böyle sapıklığa izin vermem” diyen Bush’a - dünyayı ateÅŸe vermesine filan bakmadan - oy yaÄŸdırdılar.

Ve anlaşıldı ki Sam Amca için, aynı cinsten iki insanın bir yastıkta kocama talebi, bin askerinin Irak’ta can vermiÅŸ olmasından daha korkunç bir durumdur.
İyi de niye?
Niye “Ben kendi cinsimden olanlara ilgi duyuyorum” cümlesi Amerikalıları böyle paniÄŸe sokuyor?
* * *
Onlara sorarsanız Kilise diliyle yanıtlıyorlar:
“Bu evlilik, insan soyunun önce bozulmasına, giderek tükenmesine yol açar”.
Oysa “homofobi”nin (eÅŸcinsellik korkusunun) nedeni bundan ibaret deÄŸil. Altını eÅŸelediÄŸinizde tarihsel, cinsel, dinsel, siyasal, toplumsal pek çok iktidar meselesi çıkıyor.

Tarihe baktığımızda eÅŸcinsellik korkusunun bu kadar yaygın olmadığını, tersine eski Yunan medeniyetinden, Osmanlı divan edebiyatına kadar eÅŸcinselliÄŸin “gerçek sevgi” olarak kutsanıp güzellemelere konu edildiÄŸini biliyoruz.
Antropologlar bugünkü Amerikalıların ataları sayılan Kuzey Amerika Kızılderililerinin kabilelerinde, - günümüzde ‘travesti’ diye adlandırabileceÄŸimiz - savaşçı erkekler gibi davranan kadınların ve çadır bakıcısı rolüne soyunan erkeklerin varlığından söz ediyor.
Peki ne oldu da dünya - özellikle de Batı -, haz almaya dayalı bir kültürden hazlardan korkmaya, giderek onları yasaklamaya dayalı bir kültüre yöneldi?
* * *
Geçen yıl Kaos GL tarafından düzenlenen bir sempozyumda psikoterapist İskender Savaşır, “Batı’da homofobinin oluÅŸumu” üzerine bir tebliÄŸ sundu.
O tebliğe göre toplumun eşcinselliğe bakışında dönüm noktası 14. yüzyıldı.
O yüzyılın sonunda, Avrupa’daki korkunç veba salgını sonucu büyük bir nüfus düşüşü olmuÅŸ, küçük toprak sahipliÄŸine geçilmiÅŸ, geniÅŸ aile yerini çekirdek ailelere bırakmış ve ahlakçılığın temelleri atılmıştı.
19. yüzyıla kadar sürecek o 5 asırlık karanlık boyunca artık sadece eÅŸcinsel iliÅŸki deÄŸil, kadın cinselliÄŸi ve giderek haz alma duygusu da lanetlenecek, cinsel iliÅŸki sadece üremeyle iliÅŸkilendirilecek ve aksine davrananlar “cadı” diye damgalanıp yakılarak öldürülecekti.
Bugün Bush’a oy veren Amerikalılarda gözlenen eÅŸcinsel korkusunun kökeninde, “dünyevi hazları, kiliseye ve sisteme itaati engelleyen günah tohumları” olarak gören zihniyet yatıyor.

* * *
O zihniyet, günümüzde de eşcinselliği, savaş politikalarını onaylayan bir muhafazakarlığın günah keçisine dönüştürüyor.
Ve Amerikalı, “Yeter ki eÅŸcinseller evlenmesin” diye dünyanın ateÅŸe verilmesine göz yumabiliyor.
Komik, ama gerçek:
İnsanlık tarihine geçecek bir tablo bu…
Sorması ayıp; siz heteroseksüel bir Bush’u mu tercih edersiniz, homoseksüel bir Oscar Wilde’ı mı?
Sohbet için canım!..

(Can Dündar, Milliyet, 07.11.2004)

Yorumlar:

Yorum gönder